Fransa Protestoları

31.10.2026
15
Okuma Süresi: 16 dakika
A+
A-

Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246

Doğada ve evrende sebepsiz veya metafiziksel zırvalıklardan ortaya çıkmış hiçbir şey yoktur. Fransa protestoları da burjuva düzeninin oluşturduğu çelişkilerin patlama noktasına gelip zincirleme eylemlere dönüşmesiyle oldu. Eylül 2026 ortasında patlak veren bu zincirleme eylemlerin arkasında üç somut yapısal kıvılcım yatıyordu: Birincisi, 2026 İran Savaşı sırasında Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Fransa’da motorin fiyatlarının litre başına 2,37 Euro’yu aşarak tarihi rekor seviyeye dayanması ve dar gelirli emekçileri vurmasıydı. İkincisi, Temmuz 2026’da lise mezunlarının %18’inin üniversiteye yerleştirme platformu Parcoursup’ta hiçbir tercihine yerleşememesiydi. Üçüncüsü ise 9 Eylül 2026’da ortaöğretim sendikası SNES-FS tarafından yayımlanan anketin, devlet ortaokul ve liselerinin %53’ünde en az bir öğretmen, %69’unda ise eğitim personeli açığı olduğunu resmi olarak belgelemesi birikmiş öfkeyi açığa çıkardı.

31 Ağustos – 15 Eylül Denizaşırı Sömürgeler ve Taşradaki İlk Ablukalar

Hareketin ilk kıvılcımı Paris’ten önce, Fransa’nın sömürge geçmişli toprağı Mayotte’ta çaktı. 31 Ağustos 2026’da Mayotte’taki Acoua lisesinde öğretmenler ve öğrenci anneleri, Aralık 2024’teki Chido kasırgasından beri onarılmayan bina koşullarını ve 2.300 öğrencili okuldaki aşırı kalabalık sınıfları protesto ederek okulu beş hafta boyunca bloke etti. Onu 7 Eylül’de Fransız Guyanası’ndaki Félix-Éboué Lisesi ile Fransa ana karasında Rennes yakınlarındaki Le Rheu, 14 Eylül’de Villeneuve-d’Ascq  ve 15 Eylül’de Caen liselerindeki yerel ablukalar izledi.

14-18 Eylül Liman ve Petrol Depoları

Akdeniz balıkçıları limanlarda 1 litre motorin fiyatının 1,30 Euro’ya çıkmasını (kârlılık sınırı 0,70 Euro iken) ve Nisan 2026’da vaat edilen devlet yardımlarının ödenmemesini protesto etmek için 14 Eylül günü Sète Limanı’nı 30 tekneyle kapattılar. Eş zamanlı olarak Frontignan Petrol Deposu’nun girişinde lastik ve tahta paletler yakılarak yakıt tankerlerinin doldurulması engellendi, Nice Limanı’nda da eylemler başlatıldı.

Bunlarla beraber sembolik bir eylem de yapıldı. Le Grau-du-Roi’da balıkçılar deniz fenerinin tepesine ve rıhtımdaki teknelere sarı yağmurluk giydirilmiş cansız mankenler koydular. “Sahte cesetler” ile birlikte “La pêche se meurt, l’Europe tue.” yani “Balıkçılık ölüyor, Avrupa onu öldürüyor.” yazılı pankartlar asıldı.

Sembolik gözdağının ardından 16 Eylül günü Başbakan Sébastien Lecornu balıkçılara yönelik akaryakıt indirimini “10 sent” (25 sentten 35 sente) arttırdı. Başbakan aynı zamanda aracını kullanarak işe giden dar gelirli vatandaşlara verilen 100 Euro’luk yardımı 3 milyon kişiden 5,5 milyon kişiye çıkarttığını açıkladı. Bu noktada Fransa halkında yavaş yavaş kımıldanmalar başlamıştı. 17 Eylül günü Deniz ve Balıkçılıktan sorumlu Bakan Yardımcısı Catherine Chabaud ile Paris’te toplantı yapıldı. Toplantı sonrası ablukalar kaldırıldı ancak Sathoan Kooperatif Başkanı Vincent Scotto taleplerin karşılanmadığını ve önlemleri yetersiz bulduğunu kamuoyuna duyurdu.

17-25 Eylül Lise İsyanlarının Başlangıcı

Ulusal çapta yayılan öğrenci hareketinin ilk ateşi Paris’in güneydoğu banliyösü olan Créteil’de, 1.500 öğrencinin olduğu Lycée Antoine-de-Saint-Exupéry lisesi oldu.

Öğretmenler okul açılmasına rağmen Fransızca öğretmeninin, müdür yardımcısı ve hemşire eksikliğinden 17 Eylül günü greve gittiler.

18 Eylül ve 21 Eylül tarihleri arasında öğrenciler greve giden öğretmenlerine destek olmakla birlikte, eğitimin kalitesizliğinden, öğretmen azlığından, sınıfların kalitesinden ve sıraların fazla öğrencili sınıflara yetmemesinden dolayı şikayetlerini sertçe dile getirdiler. Okul girişi çöp konteynerleri ile bloke edildi.

21-24 Eylül Sosyal Medyanın Gücü

Fransız sol partilerinden biri olan La France Insoumise partisi milletvekilleri Louis Boyard ve Clémence Guetté 21 ve 23 Eylül’de okula giderek öğrencilerin tepkisini sosyal medyaya taşıdı. O gün yayınlanan videolar Fransa içinde hızla yayıldı ve yüz binlerce görüntülenme aldı. Asıl patlama 24 Eylül Perşembe günü, Booska-P sitesinin Saint-Exupéry lisesi öğrencileri ile röportaj yapması oldu. Öğrencilerin şikayetlerini dile getirdiği ve “Cumhuriyetin eşitlik vaadinden dışlandıklarını” vurguladığı video TikTok’ta kısa sürede 1,5 milyon görüntülenme aldı.

24-26 Eylül Domino Etkisi ve İklim Yürüyüşleri

Créteil rektörlüğü liseye acilen müdür yardımcısı ve hemşire atanması sözü verse bile isyan ateşi bir kere yanmıştı.

Fransız gazetesi Le Monde’un yaptığı habere göre 24 ve 25 Eylül’de Seine-Saint-Denis ve Val-de-Marne başta olmak üzere Île-de-France bölgesindeki yaklaşık 60 lisede blokaj ve gösteriler başladı. Bu noktada eylemler kitleselleşmeye ve harlanmaya başlamıştı. 26 Eylül Cumartesi günü ise 900’den fazla sendika ve sivil toplum örgütünün çağrısıyla ülke genelinde 230 noktada düzenlenen “İklim, Canlı Yaşam ve Sosyal Adalet” yürüyüşleri, banliyölerdeki gençlik hareketliliği ile sokak muhalefetini birbirine bağlayan ara halka oldu.

28-30 Eylül Ulusal Seferberlik

28 Eylül günü Lise Sendikası Birliği’nin (USL) çağrısıyla blokajlar Paris dışına (Marsilya, Lille, Lyon, Nice) taştı. İçişleri Bakanı gün sonunda 180 lisede eylem (27 tam blokaj) ve 164 gözaltı açıkladı.

29 Eylül Salı günü öğrenciler kamu işçileriyle birleşti. Kamu sektöründeki 8 sendikanın maaşların dondurulmasına karşı düzenlediği 170’i aşkın yürüyüş, 5.000–10.000 itfaiyecinin eylemi ve lise blokajları aynı günde birleşti. Le Monde ülke çapında 410’a yakın lisede eylem saydı. 4 farklı üniversite de eylemlere katıldı. Île-de-France Bölge Yönetimi 75 lisede olay çıktığını ve ilk hasarın 200.000 € olduğunu bildirdi. Çoğu reşit olmayan 440 kişi gözaltına alındı.

30 Eylül Çarşamba günü eylemler 356 liseye yayıldı; bir günde 625 kişi gözaltına alındı, Cuma gününden beri 119 öğrenci ve eğitim personeli ile 83 polis/jandarma yaralandı. Tours’daki Balzac Lisesi öğrencileri okul binası önünde toplanmıştı ve ilk ağır yaralanma bugün gerçekleşti. 16 yaşındaki Maël isimli genç sağ gözünden yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Adli tıp incelemelerinin ardından, Maël’in gözündeki hasarların, LBD tipi savunma silahlarında kullanılan plastik bir merminin isabet etmesiyle oluşan hasarlarla uyumlu olduğu belirtildi ve Maël sağ gözünü kalıcı olarak kaybetti (14 Ekim’de IGPN soruşturması sonucunda ateş açan polis memuru hakkında “silahla kasten yaralama ve kalıcı sakatlığa yol açma” suçlamasıyla resmi adli kovuşturma başlatıldı).

Bu olayla birlikte her iki taraf ellerindeki kartları sertçe oynamaya karar verdi.

1-2 Ekim

1-2 Ekim’de 30’a yakın üniversite kampüsünün de katılımıyla eylem sayısı 2 Ekim itibarıyla 1.027 liseye ulaştı. Hareketin başından bu yana yapılan toplam gözaltı sayısı 1.949’a (%90’ı reşit olmayan çocuklar) çıktı ve 400’den fazla lise güvenlik gerekçesiyle kapatılarak uzaktan eğitime geçirildi. Marsilya’da bir itfaiye aracı ve belediye otobüsü yakılınca toplu taşıma tamamen durduruldu, Nantes’ta Nelson-Mandela Lisesi’nin girişi ateşe verildi.

5-6 Ekim

5 Ekim’de Lens şehrindeki Lycée Auguste-Béhal önünde 15 yaşındaki bir lise öğrencisinin eli polis dağılma bombasıyla (grenade de désencerclement; içinde şarapnel yerine kauçuk bulunan bir bomba, Avrupa’da sadece Fransa polis kuvvetleri kullanıyor) koptu. 6 Ekim’deki ulusal yürüyüşe İçişleri Bakanlığına göre 256.000, sendikalara göre 450.000 kişi katıldı. Paris’in en prestijli liseleri olan Louis-le-Grand ve Henri-IV öğrencileri de Seine-Saint-Denis’deki akranlarıyla dayanışma için kepenk indirdi.

7-16 Ekim Baskı Yasası, Uluslararası Yayılma ve Siber Eylemler

6 Ekim yürüyüşünün ardından Başbakan Sébastien Lecornu, 8-9 Ekim’de tüm liselerde dersleri askıya alarak “iç demokrasi saatleri” düzenletti ancak somut bütçe ve kadro sözü çıkmayınca öğrenci sendikaları bu girişimi boykot etti. Aynı günlerde hükümet, gösterilerde maddi hasar oluşan gruplar içinde kalan kişilere 10.000 Euro’ya kadar tazminat sorumluluğu getiren “casseurs-payeurs” (kırıp döken öder) yasa tasarısını hızla Senato gündemine taşıdı. 9-14 Ekim itibarıyla ülke genelinde toplam gözaltı sayısı 6.800’ü, yaralı öğrenci sayısı 248’i, yaralı eğitim personeli 149’u ve yaralı polis/jandarma sayısı 937’yi aşarken; okullardaki maddi hasar 25–30 milyon Euro olarak hesaplandı. Hareket Fransa sınırlarını da aşarak 1 Ekim’den itibaren Belçika (Brüksel ve Valonya), 7 Ekim’de İtalya (Torino ve Roma) ve 11 Ekim’de Almanya’daki (Hamburg ve Berlin) bazı liselere sıçradı. 16 Ekim akşamı ise sağcı Les Républicains partisinin resmi internet sitesi hacklenerek ana sayfasına 17 Ekim genel seferberlik çağrısı ve barikat kurma rehberi yerleştirildi. Bu hareket işlerin daha da kızışacağını çok net şekilde göstermişti.

17 Ekim Büyük Patlama Günü

Eylül başında TikTok’ta başlayan “Sarı Yelekliler / Hayat Pahalılığı” çağrısı ile öğrenci hareketi 17 Ekim Cumartesi günü birleşti. Ülke çapında 550.000 ila 800.000 kişinin katıldığı gösterilerde Paris’te Élysée Sarayı yakınlarında barikatlar kuruldu. Limoges’un 1883 tarihli tarihi Belediye Binası kundaklanarak çan kulesi ve çatısı çöktü. Rouen’da 30’a yakın mağaza yağmalandı, Lyon Turizm Ofisi yakıldı ve Bordeaux Valilik Konutu tahrip edildi. Fransa’nın Karayipler’deki sömürgesi Guadeloupe’ta ise su krizi ve hayat pahalılığı isyanıyla barikatlar kuruldu, sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve 20-21 Ekim gecesi 23 yaşındaki Wendy Olibrice bir jandarma aracının çarpmasıyla ağır yaralandı. TikTok, Instagram ve X’te yüzlerce video ve öğrenciler tarafından yapılan editler eylemleri dünya çapında popülerleştirdi.

Bu eylemler sırasında lüks mağazalar, belediye binaları vb. yerler yağmalandı ya da yakıldı. Ülkemizdeki küçük burjuva sınıfı ya da işçi sınıfına dahil olup bunun farkında olmayan kitle bunu hor görmekte, batının yağmacılığı, vandallık, insan kendi ülkesini yakar mı, bizim ülkemizde kimse yağmalanmadı biz barbar değiliz vb. söylemler ortaya atılıyor. Öncelikle anlamamız gereken şey şu: Temelde yağmayı modern dünyanın kuruluşunda ilk uygulayanlardan birisi Fransa’dır. Fransa’nın bugüne kadar elde ettiği bütün zenginlikler ve belirli noktaya kadar halkına sağladığı refahın tek kaynağı sömürgeci yağmadır. Afrika kıtası, günümüz Kanada’sının doğusu, Güney Amerika, Orta Doğu’da Suriye ve Lübnan, Asya’da Vietnam ve Kamboçya gibi ülkeler birebir Fransa tarafından sömürülmüş ve yağmalanmıştır. Modern dünyanın kuralları yeni yeni yazılırken dünya düzeninde söz sahibi olmak isteyen her ulus bu yola başvurdu. Empati yapılması gereken lüks markaların yağmalanması ya da sömürü düzeniyle elde edilmiş zenginliklerin yok edilmesi değildir. Empati yapılması gereken gerçek halktır. Günümüzde yılan derilerinden çantalar üretenlere, kalitesiz olmasına rağmen marka pazarlamasıyla dünya markası haline gelmiş tekstil markalarına ve dünya devi teknoloji şirketlerine empati yapmakla insanlığın içinden çıkamadığı döngü kırılamaz.

Şu eklenebilir “Sadece lüks markalar değil, normal esnaf da yağmalanmış.” Evet bunu onaylayan videolar mevcut. Eylem yapmanın sağladığı bir şey de kitlelerin deşarj olması, nefretini ve birikmiş öfkesini boşaltmasıdır. Belki bir provokatör sebep oldu, belki siyasi bilgisi olmayan öfkeli gençler sebep oldu, belki sadece kontrolden çıkan insanlardı. Fırsatçı güruhlar olabilir, herkes bilinçli bir eylem bilgisine sahip değildir, sosyalistler her eylemi yüzde yüz onaylamaz. Eylemlerden görüntülerin cımbızlanıp “Bakın sol görüşlüler bunu yaptı” demek indirgemeci bir yaklaşım olur.

Sosyalist bir topluluğun lüks bir marka dükkanına zarar vermesi, oradaki eşyaları insanlara dağıtması ise sembolik bir anlam taşır. Kapitalizmin eteğinde sallanan lüks markalar herkesin ulaşacağı mallar üretmez. Oysa kapitalizmde bir ürünün ortaya çıkması için ihtiyacın olması gerektiği söylenir. Yani ihtiyaç yoksa mal yok, ihtiyaç varsa mal var. Bu denklemde kapitalizm insana “sözde ihtiyaçlar” yaratır. Ultra lüks, doğaya ve insana faydası olmayan, yılan derisinden milyonluk çantalar üreten ve bunu sistematik sömürgecilikle gerçekleştirmiş lüks markaların yağmalanması bir el koymadır. “Halktan, bizden ve en önemlisi insanlıktan çaldıklarınızla bunları ürettiniz ve bunlara el koyuyoruz.” demektir. Üstüne üstlük ne kadar yağma yapılırsa yapılsın, sermayedarların, bürokratların ve bakanların yaptığı yağmanın yanına bile yaklaşılmaz.

Kısaca bu duruma üzülmemek gerek. Bizden ve insanlıktan çaldıklarıyla zenginleşen şirketlerden önce; fon vurgunlarına, tarikat yurtlarına, kitaplara eklenen tarikatın bakanına, üniversitelerde “zorunlu”  verdirilen terörsüz Türkiye konferanslarına  canice işlenen kadın cinayetlerinin suçlularının salınmasına ve daha nice kötülüğe muhalefet etmek gerekir.

Cahit TEMEL Yazdı…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.