Sosyalist Kültür Dergisi Sayı:9 “Sendikal Düzenin Otopsisi”
Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246
Kapitalist dönemde ortaya çıkan emek-sermaye çelişkisinin işçi sınıfı için ortaya çıkardığı temel örgütlenme
yapılarının başında sendikalar gelmektedir. Avrupa’da ortaya çıkan işçi birliklerinin sendikalara evrilmesi daha
sonra modern anlamda siyasal partilerin oluşumunun da ön aşamasını oluşturmuştur. Dolayısıyla, işçi sınıfının
19. Yüzyılda sendikalar üzerinden başlayan mücadelesi aynı zamanda siyasetin toplumsallaştırılması ve
demokratikleştirilmesi mücadelesi olarak da anlam kazanmaktadır. 19. Yüzyıldan itibaren işçi sınıfının olgun-
laşmaya başladığı her coğrafyada ortaya çıkan sendikalar bu temel eksende sınıf mücadelesinin proletarya
için asli örgütü halinde hareket etmiştir. Ancak, yirminci yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıkan ve Avrupa’da
güçlenen sosyal demokrasi gibi revizyonist hareketler sendikaları da etkisi altına almaya başlamış, bilimsel so-
syalizmin devrimci yöntemi yerine kapitalist sistem içinde kimi iyileştirmelerle yetinen ve böylelikle sistemin eh-
lileştirdiği bir sendikal anlayışın yerleşmesine zemin hazırlamıştır. Sosyal refah devleti döneminde güç kazanan
ve sermaye gruplarından kimi önemli tavizler de elde eden bu sendikal anlayış, neoliberal dönemde kazandığı
tüm kazanımları kaybetmeye başlamıştır.
Harvey’in deyimiyle, 1980 sonrası neoliberalizmin hâkim paradigma haline gelmesiyle sermayenin emeğe
karşı taarruzu başlamış, işçi sınıfının çalışma şartlarından kazanılmış haklarına kadar büyük mücadeleler
sonucu elde ettiği tüm haklar büyük bir saldırıyla karşı karşıya kalmıştır. Böylesi bir süreç, devrimci özelliğini
kaybeden sendikaları sistemin daha da içine itmiş ve sınıf mücadelesinden uzaklaştırarak düzenin “sivil toplum
örgütlerine” çevirmiştir. SSCB’nin çökmesi ve kapitalizmin “tarihin sonu” olarak vaaz edilmesiyle sermayenin
saldırılarının hızlanması, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sendikal mücadeleye ve işçi sınıfının örgütle-
nme süreçlerine büyük zararlar vermiştir. İşçi sınıfı parçalanmış, güvencesiz çalışma biçimleri yaygınlaşmış,
taşeronlaşma büyümüştür. Sermayenin saldırıları karşısında işçi sınıfının kolektif kimliğini üreten kurumların
zayıflaması, işçi mücadelesinin çözülmesine yol açmıştır. Bu nedenle sendikal mücadele yalnızca ücret ve çalış-
ma koşullarıyla ilgili bir mücadele değil; hem siyasetin toplumsallaştırılması, demokratikleştirilmesi ve emekçi
sınıfların tarih sahnesine bağımsız bir özne olarak çıkabilmesinin tarihi, hem de düzenin dününü, bugününü ve
bugün işçi sınıfının kazanılmış haklarının sermaye tarafından nasıl yok edilmeye çalışıldığını anlamak için de
önemli bir perspektiftir.
Sosyalist Kültür olarak 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin yıldönümünde çıkarttığımız bu dosyayla; içinde
yaşadığımız düzeni teşhir etmeye, teşhir etmekle de yetinmeyip onun sosyalist alternatifini olgunlaştıracak
tartışmaları sayfalarımıza taşımaya çalıştık. Günümüzde sendikal düzenin aldığı görünümleri ve çelişkileri ird-
elemeyi amaçladık.
Günlerce Ankara’ya yürüyen, Ankara’da yine günlerce kaldırım taşlarında yatarak açlık grevini sürdüren maden
işçilerinin kazanımla sonuçlanan mücadelesi, sermayenin ve düzen bileşenlerinin tüm saldırılarına rağmen işçi
sınıfından umudun kesilmeyeceğini, köklü bir düzen değişikliği için sınıf mücadelesinin ve bu kapsamda işçi
sınıfının vereceği mücadelenin ne denli hayati olduğunu ortaya koymaktadır.
Dosya çağrısına hazırlanma sürecinde kaybettiğimiz devrimci aydınımız Yalçın Küçük’e ise bu sayımızda ayrı
bir yer açmayı önemli görmenin yanı sıra Sosyalist Kültür için bir görev ve sorumluluk saydık.
Her sayıda olduğu gibi bu sayıyı hazırlarken de “ Birlikte üretip birlikte paylaşacağımız başka bir dünya ve ülk-
enin mümkün “ olduğu inancı temel düsturumuz oldu.
SOSYALİST KÜLTÜR YÖNETİM KURULU