LENİN DOSYASI: Lenin, Sosyalist Kültür ve UKKTH’nin Sosyalist Kültüre Etkisi – Kemal DEĞİRMEN

17.02.2025
79
Okuma Süresi: 6 dakika
A+
A-

Yeni bir kültür inşa etmek için çıktığımız bu yolda, Rus Devrimi’nin önderliğinden Dünya Devrimi’nin önderliğine uzanmış bir yaşama sahip olan Lenin’in gözünden Türkiye’deki sosyalist kültürü, Türkiye’nin sosyalist kültürünü ve Türkiye’de hakim olan kültürün sosyalist kültür ile alakasına değinmek istiyorum.

Bazı sağ ve liberal görüşlü bakışların propagandaları vesilesi ile Türkiye’de sol hareketler yurtseverlik ile ne yazık ki bağdaştırılamıyor. Sosyalist kültür neden ulusal kültürün bir parçası olamıyor ve ondan hep ayrı bir yere koyuluyor? Lenin gözüyle baktığımızda göreceğimiz şey şudur ki ; ulusal kültür aslında egemen kültürdür. Yani sermayeyi elinde bulunduranların yaptığı burjuva siyasetinin dolaylı bir parçasıdır. Bu durumda sermayeyi karşısına alan sosyalist bir kültürü benimseyen insanların egemen kültürü karşısına almış olması onları yurtseverlikle bağdaşmıyor olarak gösterir. Peki sosyalist kültürün, egemen kültür olmasındaki yollar nelerdir?

Soldan baktığımız zaman aslında egemen kültür olan ulusal kültürden farklı bir sosyalist kültür görüyoruz. Bu farklılık sosyalist kültürün, ulusal kültürden daha kapsayıcı olması gerekirken fraksiyonlara ayrılmasıdır. Egemen kültürün elinde iki şey vardır. Onlar da sermaye ve onun getirdiği güçtür. Lakin, sosyalist kültüre baktığımızda asıl olan tek şey proletaryanın hak ettiği güce sahip olma olgusudur ama o güce giden yolları soldan gören birçok farklı göz vardır. Lenin’in gözünden bakmaya çalıştığımız zaman ise ayrılmalarımızın ve birleşmelerimizin sadece demokratik ve özgür yollarla olması gerektiğini, aksi takdirde kültürümüzün her zaman egemenlikten uzak kalacağıdır. Önder Lenin’in söylediği demokratiklik ve özgürlükten uzaklık, ulusal kültürün en yakın arkadaşıdır. Söz konusu sosyalist bir kültür inşa etmek olduğunda bu iki önemli kavramı, bulunduğumuz koşullara göre değerlendirip, onun yapısına ve fırsatlarına uygun şekillendirip, süreç içinde adapte etmek gerekir. Lenin’in öncüsü olduğu Bolşevik Devrimi süreci de o coğrafyanın koşullarına göre adapte edilmiş, özgür ve demokratik bir şekilde ortaya çıkmıştır. Türkiye’de de sosyalistlerin unutmaması gereken şey, eğer sosyalist bir kültürü ulusal kültür haline getirmek istiyorsak, bu toprakların var olduğu koşullara göre değerlendirmesi gerektiği olmalıdır. 

Ulusal kültür meselesine değinen Lenin için bir önemli konuda self determinasyon yani ulusların kendi kaderini tayin hakkıdır. Ulusların kendi kaderlerini tayin etmesi de tabii ki üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu çalışmada öncelikle ulusal ve sosyalist kültürden bahsetmemin sebebi de UKKTH’nin  Türkiye’deki sosyalist kültür inşa etme çabalarına kattıklarıdır. Yukarıda bahsettiğimiz iki önemli kavram, aslında UKKTH için Lenin’in vazgeçilmez iki kavramıdır. Günümüz şartlarında bu konuyu değerlendirirken de kendi topraklarımızın var olma koşullarına göre düşünmek gerekir. Eğer ki sosyalist bir kültür inşası için yola çıkıyorsak, sosyalist önderlerden ilk anlamamız gereken şey koşullara göre harekete geçmek olmalıdır. Türkiye topraklarında UKKTH ne yazık ki sosyalist kültürün inşasında yapıcı bir rol oynamak yerine yıkıcı bir rol oynamıştır. Yıllardır propaganda ile uzaklaştırılmış sol ve yurtseverlik kavramları, UKKTH’nin kasıtlı olarak yanlış ve burjuvazi çıkarları doğrultusunda yorumlanmasıyla iki uç haline gelmiştir. Ama Türkiye’de sosyalist bir kültür inşa etmek için yola çıkan Sosyalist Kültür üyeleri olarak, bu iki kavramın birbirine uzak olmadığını, Lenin gibi önemli yol göstericilerimizin yorumlarının yanlış yönlere çekilip bizim aleyhimizde provakatif söylemler ve davranışlar oluşturmasına engel olmak için buradayız. Biz Sosyalist Kültürüz ve yol göstericilerimizi doğru yorumlayarak, yurtseverlik çizgisinde bir kültür inşa edeceğiz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.