“Devlet Sosyalizmi” Kavramı Üzerine – Utku Yılmaz

17.08.2025
619
Okuma Süresi: 9 dakika
A+
A-

Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246

Devlet Sosyalizmi kavramı Kemalist kadrolar tarafından kullanılmış hatta bizzat Atatürk’ün kendi el yazmalarında gördüğümüz bir kavramdır fakat bu kavramın neyi ifade ettiği hakkında bir fikir birliği yoktur.

İlk olarak Lasalle, Rodbertus ve Friedrich List gibi Alman devlet sosyalistleri tarafından geliştirilen bu kavramın amacı, Almanya’nın güdümlü olarak kalkınmasıydı. [1] 19. Yüzyılda Kapitalizme karşı muhafazakar tepkilerin olduğu dönemde söylemsel olarak Marksizmin kapitalist karşıtı söyleminden etkilenen, Kapitalizm ve Marksist Sosyalizmden başka 3. Yol sunan ekonomik projeye Devlet Sosyalizmi ve Hristiyan Sosyalizmi gibi isimler verildi. Devlet Sosyalizmi Bismarck dönemindeki Almanya’da uygulanma fırsatı buldu. Bu uygulamanın Fransa’da daha yumuşatılmış şekline Solidarizm deniyordu.  [2] Devlet Sosyalizmi’nin teorisyenlerinden biri olan Wagner, Devlet Sosyalizmi hakkında şunları kaleme almıştı: “Bir ulusun fertleri ve sınıfları arasında iktisattan ziyade manev, tesanut vardır. Devlet, dil, ırk ve siyasal kurumlar birliğini temin eder ve halkın sefaletine göz yummaz, vazifesi yalnız koruma değil, geneldir., medeniyet ve mutluluk içindir, ulusal ve ahlakidir.” [3]

Suphi Nuri İleri, Solidarizm için aynı zamanda Devlet Sosyalizminin Fransızlaşmış hali olduğunu söylüyor ve Fransız Solidaristlerinden Leon Bourgois ile Devlet Sosyalizminin teorisyenlerinden Wagner’ın görüşleri arasındaki benzerliğe dikkat çekiyordu. [4] Zafer Toprak ise Devlet Sosyaliziminin, Kollektivizim ile Liberalizm arasındaki bir dizi ara duraktan sadece biri olduğunu söylüyordu. [5]

Atatürk ve Atatürk Türkiye’sinde Devlet Sosyalizmi

Atatürk, Devlet Sosyalizmi kavramını Medeni Bilgiler’de şöyle geçiriyordu: “Ancak birer düşünce olarak aldığımız bağlılık, görüşlerin gereklerini uygulamada, sosyal kazanımlar adı altında toplamak mümkündür. Bu sosyal kazanımlara devlet sosyalistliğine yaklaşarak varılabilir. Bu yol, kanun yoludur. Örneğin:

1- İş yasası.

2- Şehirlerin ve atölyelerin sağlık koruma yasası.

3- Bulaşıcı hastalıklara karşı koruma yasası.

4- İşçinin yaşlılığı ve kazalara karşı sigorta yasası.

5- Hasta ve yaşlı yoksullara zorunlu yardım yasası.

6- Çiftçi sandıkları yasası.

7- Yardım dernekleri kurulması yasası.

8- Ucuz evler yapılması yasası.

 9- Okul çocukları için okullarda kooperatifler.

Bütün bu gibi derneklere devlet bütçesinden yardım edilir ve buna benzer konuları gerçekleştirmek için yasalar yapılır ve uygulanır. Böylece bağlılık görüşü sosyal önlemlerle sağlanmış olur.” [6]

Atatürk, Devlet Sosyalizmi kavramına Bağlılık(Solidarite) bölümünün altında yer vermiştir ve Devlet Sosyalizmi kavramını geleneksel kullanımlardaki gibi Solidarizm ile bağlantılı kullanmıştır. Türkiye İçişleri Bakanı ve aynı zamanda 1936’da CHF Genel Sekreterliğine getirilen Şükrü Kaya ve Devlet Sosyalizmi ile ilgili Başar’ın anısı şöyleydi:

“Ankara’da bugünlerde konuşulan en mühim mevzu bu ‘mutedil devletçilik’ meselesiydi. İstasyondan şehre doğru yürüyoruz. Şükrü Kaya Bey, katibi umumi Tevfik Bey ve daha birkaç kişiyiz. Biri Şükrü Kaya’ya soruyor:

-Mutedil devletçilik ne demektir? Bu Avrupa’nın neresinde tatbik olunmaktadır?

Mesele hakikaten mühimdi. Çünkü Avrupa’da tatbik edilmeyen edilmemiş bulunan hiçbir şey iyi olarak tasavvur ve müdafaa edilemezdi. Onun için ‘mutedil devletçilik’ sisteminin Avrupa’da karşılığını bulmak lazımdı. Şükrü Kaya bey cevap veriyor:
 -Mutedil devletçiliğin tam Fransızca karşılığı Etatisme Modere’ dir. Sosyalizm, liberalizm gibi, etatisme de bir dokrein ismi olarak Avrupa’da yayılmış, fakat henüz böyle bir sistem bir yerde tatbik olunmamıştır. Ancak Avrupa’da ve bilhassa Almanya’da devlet sosyalistleri vardır ki, onlar bizim yaptığımız gibi, bir takım iktisadi teşebbüslerin devlet tarafından yapılmasını isterler. Bizim sistemimiz onlara benzeyebilir”

Şükrü Kaya’nın açıklamasına muhattabın cevabı şöyledir.

“Ne? ; Demek biz sosyalistlik yapıyoruz?”

Şükrü Kaya’nın cevabı da:

“Yok efendim estağfurullah(!!!!)”[7]

Dönemin düşünürlerinden Tekin Alp ise Kemalist Devletçiliğin, Devlet Sosyalizmi biçimini aldığını söyler.

“Maamafih, Kemalist devletçiliğin endüstriyel sahada tahakkuk ettirdiği işleri sureti mahsusada zikretmek lâzımdır. Bu sahada, Kemalist devletciliğin hakikî bir devlet sosyalizmi şeklini aldığını, devletin sermayedarlık, müteahhitlik ve tüccarlık ettiğini görüyoruz.”

 “Devletçilik, şimdiye kadar millî ekonominin devletin müdahalesi faydalı ve zarurî görüldüğü bazı şubelerine münhasır bir nevi devlet sosyalizmi idi.” “Bizde devletçilik mevzubahis olunca hiç şüphesiz devletçiliğin en birinci şekli olan ekonomik devletçilik değil, ayni zamanda, başka memleketlerde hemen hemen hiç bilinmiyen sosyal ve kültürel devletçilik de anlaşılır. (…) Kemalist devletçiliği izah etmek için devlet sosyalizmi, ekonomi dirije ilh. gibi klâsik formüller ileri sürmek kâfi değildir. Çünkü, yeni Türkiye’nin devletcilikten maksadı yalnız ekonomiyi değil, ayni zamanda sosyeteyi ve kültürel hayatı da idare etmektir. Hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmaması lâzımdır.” [8]

Mahmut Esat Bozkurt, Devlet Sosyalizmini “Özel mülkiyeti tanıyan, fakat insanın insan tarafından sömürülmesini önlemek ve milli kalkınmayı başarmak için ekonomik işlerde kontrol ve teşebbüs hak ve yetkilerini kabul eden sistemdir.” dedikten sonra Devlet Sosyalizmi’ni hafif ve olgun şekli olmak üzere ikiye ayırır. Mahmut Esat Bozkurt bu bölümde aynı zamanda Wagner ve Lassale’dan örnek verir. Mahmut Esat Bozkurt, Türk devletçiliğinin kendisini bu esaslarda ifade ettiğini söyler. [9]

SONUÇ

Devlet Sosyalizmi, devletçi ekonomi ve solidarist ideoloji ile yakın ilişkisi bulunan bir kavram olarak başka ülkelerde kullanılmış, genellikle Marksist sosyalizmden ve liberalizmden başka bir 3. Yol arayışının ismi olmuştur. Türkye’de de genel kullanımının solidarizm ile yakın ilişkili olduğu ve Marksist sosyalizm dışında bir anlam taşıdığı görülür. Mahmut Esat Bozkurt’un açıklamalarından anlaşılabileceği üzere Kollektivism ile Liberalizm arasındaki bir ara basamak olarak görüldüğü de olmuştur. Devlet Sosyalizmi kavramı Cumhuriyet kurucu elitinin fikirlerini incelediğimizde solidarizm’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi halkçılıktan da ayrı düşünülemez.

[1] ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE “DEVLET SOSYALİZMİ” 29 Ocak 2022 – Yıldırım Koç

[2] Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 2 Kemalizm syf.254-255 Türkiye’de Korporatist Düşünce ve Korporatizm uygulamaları – Aykut Kansu

[3] Suphi Nuri İleri – Kooperativler syf.34 1935 Basım İstanbul Bozkurt Basımevi

[4] Suphi Nuri İleri – Kooperativler syf.90 1935 Basım İstanbul Bozkurt Basımevi

[5] Zafer Toprak- Atatürk ve Kurucu Felsefenin Evrimi 5. Basım syf.186

[6] Mustafa Kemal Atatürk – Medeni Bilgiler syf.108-109 Toplumsal Dönüşüm Yayınları 2.Baskı

[7] N. İlter Ertuğrul-Cumhuriyet Kurulurken Devletçiliğin Ayak İzleri syf.247-248 akt.(Başar: 1981.)

[8]Tekin Alp, Kemalizm, Cumhuriyet Gazete ve Matbaası, İstanbul, 1936, s.234, 253, 262-264

[9] Mahmut Esat Bozkurt- Atatürk İhtilali I-II syf.197-198. Basım 2008 Kaynak Yayınları

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.