Türkiye’de Umut, Direniş ve Birleşik Mücadele: Bir Kültür İnşasına Bakış-Gökalp Adakale

05.07.2025
86
Okuma Süresi: 5 dakika
A+
A-

Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246

Türkiye’nin sokaklarında yükselen öfkeli çığlıklar, bir kez daha tarihsel bir dönüm noktasının eşiğinde olduğumuzu hissettiriyor. Böyle bir dönüm noktasında denk geldiğim Sosyalist Kültür’ün 1 Temmuz 2025’te paylaştığı bildiri, bir devrimci olarak içimdeki umudu daha da harladı ve yazma isteği uyandırdı. Bu metin, halkın egemenliğini geri alma mücadelesinde az ama öz bir yol haritası sunuyor. Bu bildiride emperyalizme bağımlı Türkiye’de kapitalist düzenin yarattığı kriz, artan siyasal baskılar, ifade özgürlüklerinin kısıtlanması ve dinci, gerici, faşist faaliyetlerin yükselişi doğru bir şekilde tespit edilmiştir. Bu bildiriyi merkez alarak, çıkış yolunun devrimci bir cumhuriyet mevzisinde yattığını ve örgütlü halk mücadelesinin tek seçenek olduğunu vurgularken, ilerici güçlerin birleşik mücadelesinin zorunluluğunu hissedelim.

1962 yılında kurulan Sosyalist Kültür Derneği’nin uyarısını yaptığı yere geldik, elbette ki bu tespitleri yapmak güç değildi güç olan bu gerçekleri ıskalamadan anti-kapitalist ve anti-emperyalist örgütlü bir halk mücadelesi verebilmekti. Türkiye, uzunca bir süredir emperyalizmin gölgesindeki bir kapitalist düzenin pençesinde acı çekmektedir. Bedel ödeyenin kendilerinin olduğu, Türkiye halkına asla bedel ödetilmediğini ifade eden egemen sınıf haklı bedel ödetmiyor, Türkiye halkının hakkı olan toprakları üzerinde kefenlerini biçiyor! Fabrikaları yabancı sermayenin sömürüsüne açılmış, doğası ve emeği rantiyecilerin elinde talan ediliyor, açlık sınırında yaşamaya itiliyor. 19 Mart’tan bu yana gelişen süreçte siyasal baskılar zirve yaptı; muhalif sesler susturuluyor, basın özgürlüğü bir hayalet gibi dolaşıyor. 1993 Sivas Katliamı’nın anısı, bugün dinci gericiliğin yükselişiyle hâlâ taze. Bu tablo, Cumhuriyetin bağımsızlık ruhunun emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerin eliyle nasıl teslim alındığını gözler önüne seriyor. Ancak tüm bu ihanete rağmen kefeni biçilen Türkiye halkının direniş iradesi dimdik ayakta.

Bu bildiride vurgulanan “yeni bir kültür inşası” fikri, kültürel bir dönüşümden öte, devrimci bir bilinçlenme ve laik, eşitlikçi, emekten yana bir cumhuriyetin yeniden kurulması anlamına geliyor. 1920’lerde Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı şekillendiren Halkçılık ruhu, bugün yeniden canlandırılmalı. Bu mücadele, kolektif çabalarla; politik mücadelelerden sanatsal etkinliklere kadar geniş bir halk hareketiyle yükselmelidir. Ancak bu, bireysel çabalara sıkışıp kalmamalı; tüm ilerici güçler, ortak bir hedefte birleşerek ayakta olan bu iradeyi hayata geçirmeli.

Bu açıdan bildiri, bir devrimci olarak beni heyecanlandırıyor; umut ve dayanışma ateşinin sönmediğini, sönmeyeceğini hissettiriyor. “Emekten yana, eşit, laik ve tam bağımsız bir Türkiye için kolektif bir irade oluşturacağız” ifadesi, bugün ihtiyacımız olan cesur bir duruşu yansıtıyor. İlerici güçlerin öncülüğü, bu iradeyi somutlaştırmanın anahtarı. Ancak bu öncülük, dağınık çabaların ötesine geçmeli; sosyalistler, yurtseverler ve emek örgütleri, farklılıklarını bir kenara bırakarak ortak bir strateji geliştirmeli. Geçmişte emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı duran halkın direnci gibi bugün de bu birleşme ruhu yeniden yeşermeli.

Türkiye’nin geleceği, bu karanlık tablodan çıkışın ancak örgütlü bir halk iradesiyle mümkün olduğunu gösteriyor. Bildiri, bu iradenin tohumlarını eken bir manifesto olarak tarihe not düşüyor. Devrimci bir cumhuriyet bakışı, geçmişten gelen mücadele mirasını sahiplenerek bugünün dinamikleriyle harmanlanmalı. Umutlarımızı diri tutalım, dayanışmamızı güçlendirelim ve birleşik bir mücadeleyle yarınlara yürüyelim. Çünkü bu topraklarda emeğin, özgürlüğün ve adaletin sesini susturmaya asla izin vermeyeceğiz!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.