LENİN DOSYASI: Lenin ve Geçici Hükümet’in I. Paylaşım Savaşı’na Devam Edilip Edilmemesi Yönündeki Fikirleri – Mustafa Kemal KAYA

11.02.2025
61
Okuma Süresi: 9 dakika
A+
A-

Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246

1905 Devrimi, istenilen başarıya her ne kadar ulaşmamışsa da Rusya’daki toplumsal muhalefet giderek güçlenmeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuz koşullara, bir de boğazların kapalı olması nedeniyle yaşanan gıda tedarik krizi ve ekonomik sıkıntılar eklenince, Rusya yeni bir ihtilal havasına girmiştir.


22 Ocak 1917 günü, 1905 Devrimi’nin yıldönümünü anmak amacıyla yaklaşık 150 bin işçi greve gitmiştir. 22 Ocak günü başlayan grev hareketleri, artarak devam etmiş ve Mart ayına kadar büyüklü küçüklü birçok grev gerçekleşmiştir. 1917 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Rus işçi kadınlar, hayat pahalılığına karşı sokağa çıkmış ve Çarlık rejiminin askerleri tarafından sert müdahaleye maruz kalmışlardır.


Giderek artan muhalefet ve sokak olaylarının yanı sıra gösterilere müdahale etmesi için başkent Petrograd’a gönderilen askerlerin silah kullanmayı reddetmesi ve kimi askerlerin de gösteri yapan işçi kitlelerine katılması, Çar II. Nikolay’da da mücadele etmenin çözüm yol olmayacağı fikrini doğurmuştur. Bu sebeple Çar II. Nikolay tahttan ayrılmış ve Rusya’daki Çarlık rejimi son bulmuştur.


16 Mart 1917 tarihli Stockholm Sefareti tarafından gönderilen telgrafta yazılana göre, Duma dağıtılmış ve bakanların hapse atıldığı aktarılmıştır. Oluşturulacak yeni bir hükümet, Rusya’daki huzursuz ortamı ortadan kaldırabilir ve halkın memnuniyetini sağlayacağı ifade edilmiştir.


Çarlık rejiminin çökmesi ve bakanların da hapse atılmasıyla birlikte Rusya’da yeni bir rejim ve yönetim kadrosu ortaya çıkmıştır. Yeni Rus cumhuriyetinde, iki başlılık mevcuttur. Georgy Lvov Rus Geçici Hükümeti’ni kurmuş ve bu hükümetin ilk başbakanı olmuştur. Lvov önderliğindeki Geçici Hükümet ile Menşevikler ve Sosyalist Devrimci Parti (SR) üyeleri tarafından kurulan Petrograd Sovyeti, Rusya’da yönetimde söz sahibi olmuştur. Geçici Hükümet, liberal bir çizgide olmasına rağmen Aleksandr Kerensky, Geçici Hükümet’te ilk önce Adalet Bakanlığı görevini, 1917 mayısından itibaren ise yine aynı hükümette Savaş Bakanlığı görevini üstlenmiştir.


Bolşevikler; Şubat Devrimi’ni “Burjuva Devrimi” olarak adlandırmış fakat yine de bu devrimin, Rus halkını daha ileri bir noktaya götüreceği sebebiyle devrimi desteklemişler, hükümette yer almayı ise düşünmemişlerdir. Lenin’in “1 Mart 1917 Rusya devriminin ilk aşaması tamamlanmıştır.”, “1905’teki ilk büyük devrim, on iki yıllık bir sürenin ardından, 1917 yılının ‘parlak’, ‘şanlı’ devrimine yol açtı.” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Şubat Devrimi’ne karşı bakış açısı gayet iyimserdir. Lenin, Şubat Devrimi’ni sosyalist devrime giden bir aşama olarak görmesine rağmen yeni hükümeti de eleştirmeyi ihmal etmemiştir. Hükümette yer alan kişileri; Duma’yı, kamusal eğitimi, savaş sanayi komiteleri ve yerel yönetim organlarını kendi denetimine alan toprak sahipleri sınıfı ve burjuva temsilcileri olarak görmüştür.
Bolşevikler tarafından Geçici Hükümet’e verilen destek çok kısa sürmüş, Lenin tarafından 3 Nisan 1917’de açıklanan ve “Nisan Tezleri” olarak adlandırılan görüşler sonrasında Bolşevikler ile Geçici Hükümet-Menşevik-SR koalisyonu arasındaki ipler kopmuştur. İplerin kopmasında Çarlık rejiminin yıkılmasına rağmen emperyalist savaşa devam edilmesi rol oynamıştır. Bu tarihten itibaren geçici hükümete destek verilmeyecek ve temmuz ayından itibaren Bolşevikler, “Bütün iktidar Sovyetlere!” diyerek iktidarın yönünü belki de tayin edeceklerdir.


Şubat Devrimi öncesinde, Rus askerleri arasında savaş bıkkınlığı belirmeye başlamıştır. Galiçya Cephesi’ne gönderilen Osmanlı birlikleri içerisinde yer alan Mehmet Şevki Yazman, kaleme aldığı hatıratında Rus askerlerin savaşa bakışını şöyle anlatmıştır: “Biz Asya’nın kuzeyinde Sibirya’da doğduk yaşıyoruz. Siz Anadolu insanlarısınız. Birbirimize bir kötülük, düşmanlık yapmadık ki savaşalım, birbirimizi öldürelim. (…) Eğer bizim Çarımız, sizin Sultanla geçinemiyorsa, onlar ikisi dövüşsün, bize ne?” Hatta bununla da kalmayıp 18 Kasım 1916 günü İttifak Devletleri askerlerinin bulunduğu siperlere atılan beyannamede “Şimdilik birbirimize kurşun atmak lâzım değildir… Bu menhûs (uğursuz) harp can sıktı. Sizin yiyeceğiniz olduğu gibi bizim de yiyeceğimiz, elbisemiz var. Kurşun atmaktan faide yok… Serbestçe gezebilirsiniz. Bizimkiler size kurşun atmayacaktır.” diyerek, Moskova’nın haberi olmadan gayri resmi bir ateşkes bile gerçekleşmiştir.


Lenin’in Şubat Devrimi’nden sonra açıkladığı ulusların kendi kaderini tayin hakkı, burjuvazi ve kilisenin sahip olduğu toprakların halka devredilmesi, iktidarın işçi ve köylüye geçmesi ile emperyalist savaşa son verilecek söylemleri Rus halkı ve Rus askerleri arasında da benimsenmeye başlamıştır. Rus birlikleri taarruza geçmek için hazırlık halindeyken Rus Orduları Başkumandanı Mikhail Vasilyevich Alekseyev ve diğer ordu kumandanları, Geçici Hükümet’e seslenerek; ordunun mahvolma eşiğinde olduğunu ve Bolşeviklerin “ilhaksız barış” çağrılarına kulak verilerek savaştan çekilmenin gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu gelişme üzerine Kerensky, Alekseyev ve diğer savaş karşıtı kumandanları görevden almış ve Galiçya Cephesi’ne yapılacak taarruz için Aleksey Brusilov Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilmiştir. Sadece Rus subay kadrolarında Rus erleri arasında da barış dalgası giderek yayılmaya başlamıştır. 1 Mayıs 1917 tarihli Sofya Elçiliği tahriratına göre; Rus birliklerinin cephedeki emniyet önlemlerini hiçe sayarak ellerine beyaz bayraklar alarak cumhuriyet kutlamalarına katıldıkları aktarılmıştır.


Şubat Devrimi’nden hemen önce Kerensky, Duma açılışında yaptığı konuşmada Rusya’nın örgütsüz bir duruma doğru ilerlediğini, savaş konusunda kötümser olduğunu ve İstanbul’un fethinden artık söz etmenin mümkün olmadığını, ifade etmiştir. Aynı Kerensky Devrim’den sonra ise bambaşka bir düşünce yapısına bürünerek savaşın en koyu taraftarı olacaktır. Kerensky, Savaş Bakanı olması sonrasında Bursilov’u yeniden Galiçya Cephesi’nde görevlendirerek taarruz harekâtına başlanması emrini vermiştir. Geçici Hükümet’in “savaşa devam” kararının ardından Rusya’da yeniden sokak hareketleri baş göstermiştir. 16-20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen ve tarihe “Temmuz Ayaklanması” olarak geçen gösterilere Bolşevikler öncülük etmiştir. Gösterilere fabrika işçilerinin de katılmasıyla beraber büyük bir halk hareketine dönüşmüş ve Geçici Hükümet’e bağlı birlikler, olayları silaha başvurarak kontrol altına almışlardır. Geçici Hükümet’te ortak olan ama sol ideolojiye yakınlığıyla bilinen Menşevikler ve SR’ler gösterileri yasa dışı olarak tanımlamıştır. Gösteriler sonucunda Bolşeviklere karşı cadı avı başlatılmış ve Lenin Finlandiya’ya gitmek zorunda kalmıştır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.