Can Pazarında Bir Ülke: Katliamlar Düzeninden Okul Sıralarına Organize Barbarlık

10.10.2026
3
Okuma Süresi: 6 dakika
A+
A-
Can Pazarında Bir Ülke: Katliamlar Düzeninden Okul Sıralarına Organize Barbarlık

Deprecated: str_contains(): Passing null to parameter #1 ($haystack) of type string is deprecated in /home/yari7514/public_html/sosyalistkultur.com/wp-includes/shortcodes.php on line 246

Meydanlardan maden ocaklarına, tren raylarından okul koridorlarına uzanan şiddet münferit
bir cinnet değildir; emperyalizmin bölgeye ektiği terörle, insan hayatını hiçe sayan piyasacı
ve cezasızlıkla beslenen sömürü düzeninin çıplak yüzüdür.


Bu topraklarda insan canı artık bir istatistik bile değildir; bültenlerin dipnotu, haber
bültenlerinin birkaç saniyelik altyazısıdır. Sokakta yürürken cihatçı bir bombayla havaya
uçurulmakla, madende gömülmekle ya da okul koridorunda katledilmek arasında mantık
olarak hiçbir fark kalmadı. İkisi de aynı çürümüş düzenin, aynı cezasızlık zırhının ve emekçi
halkı sahipsiz bırakan tasfiye edilmiş devlet mekanizmasının sonucudur.


Okullar: Aydınlanmanın Kalesinden Şiddet Arenasına


Cumhuriyet, okulu tebaayı dinsel ve etnik ayrımların ötesinde eşit yurttaş kılan,
aydınlanmanın kalesi olarak kurmuştu. Bugün o mevziler piyasaya peşkeş çekildi, tarikatlara
ve kimlikçi kuşatmalara terk edildi.


● Eğitim emekçisi hedeftir: Güvencesizliğe ve itibarsızlaştırmaya mahkûm edilen
öğretmen, sınıf ortasında katlediliyor. Bu münferit bir şiddet vakası değil; bilimi,
kamuculuğu ve ortak yurttaşlık bilincini tasfiye eden gerici-piyasacı aklın doğrudan
cinayetidir.
● Gençliğin sınıfsal çözülüşü: Sermaye düzeni kamusal eğitimin sınıfsal hareketlilik
kanallarını tıkamış; işçi çocuklarını geleceksiz bir yedek işsizler ordusuna
dönüştürmüştür. Ortak sınıf bilincinden ve Cumhuriyet’in aydınlanmacı aklından
koparılan gençlik, Marx’ın işaret ettiği köksüzleşmeyle lümpen proletaryanın ve
sokak çetelerinin kucağına itilmektedir.
● Kimlik Tuzağı ve Yabancılaşma: Emekçileri ortak vatan ve sınıf zemininde
birleştirmek yerine etnik kompartımanlara hapseden kimlikçi siyasetler, gençliğin
sınıfsal uyanışını engellemekte; gerçek düşmanı, yani sömürü çarkını gizlemektedir.
Kendi sınıfına yabancılaşan öfke, sömürücüsüne değil; sıra arkadaşına, öğretmenine
ya da sokaktaki diğer yoksula yönelmektedir.


Gar’dan Soma’ya, Çorlu’dan Sıralara Uzanan Kıyım Hattı


Okul kapılarına dayanan bu namlular gökten zembille inmedi; kamusal devletin çökertildiği,
can güvenliğinin tasfiye edildiği organize bir cinayetler zincirinin devamıdır:


● 10 Ekim Ankara Garı: Emperyalizmin Ortadoğu’da palazlandırdığı cihatçı IŞİD
çetelerinin başkentin göbeğinde patlattığı bombalar, devletin istihbarat ve güvenlik
mekanizmasının nasıl felç edildiğini, yurttaşın canının nasıl hiçe sayıldığını gösterdi.
Meydanda havaya uçurulan, bu ülkenin sıradan yurttaşları ve emekçileriydi. O gün
faillerin üstüne gitmeyen, siyasi sorumluluğu örtbas eden irade; insan hayatının bu
topraklardaki değersizliğini tescilledi.
● Soma, Çorlu, Hendek: 301 madenciyi kâr hırsıyla kömüre gömen, liyakatsizlikle
çocukları raylarda parçalayan, işçileri havai fişek fabrikasında patlatan mantık
aynıdır: Patronun kârı kutsal, emekçinin canı maliyetsizdir.
10 Ekim’de başkenti terör örgütlerine teslim eden güvenlik zafiyetiyle, Soma’nın patronuna
cezasızlık zırhı ören yargı pratiği aynı kaynaktan beslenmektedir. Bugün suç makinelerini
sokaklara salan ve okul kapılarına silahla dayandıran bataklık işte bu cezasızlıktır.


Çıkış: Kimlikçi Parçalanmaya Karşı Sınıfın ve Aydınlanmanın Birliği


Kapılara dedektör koyarak, göstermelik güvenlik nöbetleri tutarak ya da halkı etnik kimliklere
hapsederek bu kan durdurulamaz. Cinnet toplumunu üreten sistemi ve onu besleyen
ideolojik dayatmaları yıkmadan şiddeti engelleyemezsiniz.

  1. Kamucu, Laik ve Ortak Yurttaşlık Eğitimi: Okullar derhal sermaye, cemaat ve her
    türlü mikro-milliyetçi/kimlikçi tasalluttan kurtarılmalı; tüm halk çocuklarına eşit,
    parasız, laik ve bilimsel eğitim sağlanmalıdır.
  2. Hesaplaşma: Gar Katliamı’ndaki cihatçı karanlıktan okul cinayetlerine, Soma’dan
    Çorlu’ya uzanan tüm ihmallerin ve cezasızlık zırhının hesabı sorulmalıdır.
  3. Anti-Emperyalist ve Sınıfsal Mücadele: Halkı etnik kimliklerle ayrıştıran projelere
    karşı; emeğin birliğini, tam bağımsızlığı ve Cumhuriyet’in kurucu kamusal zeminini
    savunan örgütlü bir sınıf hattı örülmelidir.
    Cumhuriyet’in aydınlanmacı, bağımsızlıkçı omurgasıyla sosyalizmin eşitlikçi sınıf kavgası
    birleşmedikçe; emekçi halk etnik tuzakları aşıp tek yumruk olmadıkça bu topraklarda hiçbir
    yaşam güvende olmayacaktır. İnsan hayatı, ancak bu sömürü ve çürüme düzeni yıkıldığında
    değer kazanacaktır.

Mehmet Ulaş ÖZÇAKMAK Yazdı…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.